Haber
Perşembe 8 Ocak 2026 05:05
Perşembe, 8 Ocak 2026, 05:05
Denitsa Panayotova
FOTOĞRAF shum.bg
Yazı Boyutu
Ülkemizde el ustalığı ve alın teri ile geçinmek mümkün mü? Bu soruyu geçim konusunda sırf hünerlerine güvenmeyi göze alan dört terzi kadına sorduk.
Şumen’in ana sokaklarından birinde bulunan atölyede arı kovanı gibi çalışan ve kıyafet tasarımı ile kesiminden düğmeyi yerli yerine dikmeye kadar her şeyi büyük el marifeti ile yapan Ema Galibova, Donka Stefanova, Fatme Basri ile Denitsa Panayotova’nın elinden gelmeyen yoktur.
Atölyenin kurucusu Denitsa Panayotova, radyomuza konuşurken giyim dikme işine 2008’de başladığını, farklı dönemlerden geçtiğini ve günümüzde eski giysilerine onarım işi yaptıran müşterilerinin kıyafet diktirenlerden daha çok olduğunu paylaştı, AB veya devlet desteği olmayınca çareyi çok çalışmakta bulduklarını söyledi.
Küçük ölçekli bir imalathane olan dikim atölyesi, envai çeşit zorluklar içeren günümüz şartlarında varlığını nasıl sürdürüyor?
Yıllardır Şumen’de bulunan bir giyim atölyesinde çalışan terzi kadınlar, sadece günlük ve resmi giysiler değil, nakış süslemeli halk kıyafetleri de dikiyorlar. Mahir ellerinden çıkan geleneksel kıyafetler, 21. yüzyılda yapılmakla birlikte geçmişin güzelliği ve gücünü muhafaza ediyor.
Aslında küçük ölçekli bir imalathane olan dikim atölyesi, envai çeşit zorluklar sunan günümüz şartlarında varlığını nasıl sürdürüyor?
Bu konuda BNR Şumen Radyosu muhabiri Tsvetelina Georgieva’nın röportajını dikkatinize sunuyoruz.
Giyim atölyesini kuran Denitsa Panayotova, yaratıcılığa dayalı olan bu işe girişmeyi nasıl göze aldınız sorusu üzerine şöyle konuştu:
“Bu işe çocukluğumdan beri merak sardım. Giyim dikmeyi severim. Göze nasıl mı aldım? Cesaret toplayıp denedim. 2008 yılının başıydı. Çok zordu. İki makine ve 2 kutu makara ile başladım. Zamanla siparişler çoğalınca durum değişti, arkadaşlar da katıldı, kalabalıklaştık. Kalabalık derken 4 kişiyiz, kendi kendimize yetiyoruz. Az sayıda kişi ile küçük, fakat benzeri bulunmayan şeyler yaratmaktan zevk alıyorum”, diyen Denitsa, arkada kalan yıllarda iş ortamının nasıl değiştiğini ve ne gibi zorluklarla karşılaştıklarını paylaştı:
FOTOĞRAF shum.bg
“En çok ilk başta zorlandık. Genelde kışın siparişler azaldığı için güçlük çekiyoruz. Yazın işlerimiz yoğunlaşınca kışa yedekler oluşturuyoruz. Bizim işimiz böyle.”
Küçük ölçekli işletmelere yönelik desteklerin sağlanmadığından yakınan atölye kurucusu, “Bahar mevsiminde aradığımda güzün arayın dediler, sonbaharda da yine faydalanabileceğim türden bir destek yoktu” sözlerini kullandı ve çiftçilere birçok çeşit yardım sağlanırken küçük imalathanelere ve zanaatçılara yönelik desteklerin temin edilmediğini öne sürdü.
FOTOĞRAF Facebook/ Denza Moda Atölyesi
“Örneğin yeni ütü makinesine ve bir makinaya daha ihtiyacımız var, ama alamıyoruz. Kimse bir şey vermiyor.”
Bu durumda iki ucu birbirine nasıl getiriyorsunuz, patron olarak daha üç kişinin maaşını nasıl ödüyorsunuz sorusu üzerine Denitsa Panayotova şu cevabı verdi:
“Çok çalışıyoruz. İşlerimiz çok yoğun. Sabah saat 08.00’de başlayıp saat 17.00-18.00’e kadar iş yapıyoruz. Her şeyi büyük emekle elde ediyoruz. Paramızı ellerimiz ve emeğimizle kazanıyoruz”.
FOTOĞRAF Facebook/ Denza Moda Atölyesi
Bulgaristan’da insanların dış görünüşe önem verdiklerini, iyi görünmekten hoşlandıklarını söyleyen Denitsa, bununla birlikte elbise diktirenlerin eskiye nazaran azaldığını belirtti.
“Türünden tek olan giyime değer verenler var. Diktiğimiz giyim butiktir. Başka hiç kimsede bulunmayan kıyafettir bu. Aynı türden iki kişiye elbise dikmiyoruz. Kimin imkanı varsa daha çok diktirir, kimin yoksa da onarım gibi daha küçük şeyler yaptırır” diyen terzi kadın, şimdi giyim onarımı için verilen siparişlerin dikim siparişlerinden çok olduğunu paylaştı.
FOTOĞRAF Facebook/ Denza Moda Atölyesi
“2010-2011 yılında gerek mezuniyet balosu giysileri, gerekse de takım elbise olsun, çok şey dikiyorduk. Oysa şimdi bunları diktiren kalmadı. ”
Giyim ithalatı ve dikimi yapan büyük şirketlerle yürütülen rekabette terzi atölyeleri yenik mi düşüyor sorusunu yanıtlayan kadın, şöyle konuştu:
“Kesinlikle. Bana kalırsa ucuz Çin malı satan mağazaları hemen kapatacağım. Ne tekstil ne de dikim kalitelidir. Oysa biz gerek pamuk, gerek yün, gerekse de küçük oranda başka lifler içeren karışımlar olsun insanın giymekten zevk alacağı güzel kumaşlar kullanmaya çalışıyoruz. Onların sattıkları gibisentetik dokularımız yok. İnsanların aldanıp bunları neden aldıklarını anlamış değilim.Ucuzdur, ama kalitesizdir. Kaliteli bir palto, giyim mağazasında 350 Leva’ya satılırken, biz kumaşı ile birlikte 200 Leva’ya dikimini yapıyoruz. Buna ragmen gidip 100 levalık ucuzlukları alıyorlar. Bunu giyen tepeden tırnağa kadar elektriklenir, paltonun üstü hemen tüylenir”.
FOTOĞRAF Facebook/ Denza Moda Atölyesi
Atölyede giysilerden başka göz kamaştıran halk kıyafetleri de dikilir. “Bu işler için büyük çabalar sarfediyoruz, birçok unsuru elle işliyoruz. Kaytan işlemeli olan ve nakışı makinede yapılan halk kıyafetleri birbirinden çok farklı. Bunu anlayıp değer verenler olduğu gibi, “zaten bir kere giyeceğim, farketmez” diyenler de var. Oysa biz halk kıyafetlerini büyük özenle işliyoruz” diyen Denitsa Panayotova, müşterileri arasında Roza Chanova, “Pırgavelçe” çocuk dans topluluğu, “Gaytani” klübü, “Dobri Voynikov” okumaevi halk şarkıları topluluğu ve “Pçelitsata” ile “Smehorani” ana okullarının yer aldığını, İngiltere, Avusturya, Almanya ve Amerika gibi birçok ülkeye halk kıyafetleri gönderdiklerini söyledi.
Kaynak: BNR Şumen Radyosu
Röportaj: Tsvetelina Georgieva
Çeviri: Tanya Blagova
Haber üzerinde çalışanlar: Ergül Bayraktar